İçerik Ne Demek, Hangi Ürün Kanunda Eser Sayılıyor?

Haberci

SEO UZMANI
Yönetici
Katılım
21 May 2023
Mesajlar
753
Tepki
17
Puan
18
1005




"İçerik" kelimesi bugün metinden videoya, gönderiden ürün açıklamasına kadar her şeyi anlatıyor. Hukuk tarafında ise kelimenin iki ayrı karşılığı var ve ikisi farklı sonuçlar doğuruyor.

Aşağıda içeriğin internet mevzuatındaki karşılığını, telif rejimindeki ölçütünü, ikisi arasındaki farkı ve bu farkın üretici açısından ne anlama geldiğini kanun metinlerine bakarak topluyoruz.

İnternet mevzuatındaki karşılık​


5651 sayılı Kanun içeriği doğrudan tanımlamak yerine üreteni tanımlıyor.

Kanuna göre içerik sağlayıcı, kullanıcılara internet üzerinden sunulan bilgiyi ya da veriyi ortaya koyan, üzerinde değişiklik yapan veya sunan gerçek ya da tüzel kişi.

Tanımdaki "her türlü bilgi veya veri" ifadesi biçim ayrımı yapmıyor. Metin, görsel, ses ya da tablo; hepsi aynı çatı altında.

Kanun ortamın sınırını da çiziyor. Kamuya açık olmayan yerler ile özel haberleşme bu tanımın dışında kalıyor; kapsam, internet üzerinde herkesin erişimine açık olan alanla sınırlı.

  • Ölçüt: Kullanıcılara sunulan bilgi veya veri.
  • Biçim: Ayrım yok, her tür kapsamda.
  • Ortam: Kamuya açık olan internet ortamı.

Telif tarafındaki ölçüt​


İkinci karşılık 5846 sayılı Kanunda. Burada kelime değişiyor: içerik değil, eser.

Kanunun ölçütü, ürünün sahibinin kişisel özelliğini taşıması ve kanunda sayılan türlerden birine girmesi. Türler ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ile sinema eserleri olarak sayılıyor.

İlim ve edebiyat eserleri, dille ve yazıyla ortaya konan ürünleri kapsıyor; biçim serbest bırakılmış durumda. Güzel sanat eserleri arasında ise estetik değere sahip olmak kaydıyla fotoğrafik eserler, grafik eserler ve karikatür eserleri sayılıyor.

Aradaki fark önemli: her içerik eser sayılmıyor. Sahibinin kişisel özelliğini taşımayan bir ürün, internet mevzuatı açısından içerik olsa da telif korumasının konusu olmuyor.

Püf nokta' Alıntı:
Bir ürünün içerik sayılması yayımlanmasıyla, eser sayılması ise özgünlüğüyle ilgili.

İki tanım ne zaman ayrışıyor?​


Bir ürün açıklaması, bir teknik özellik listesi ya da otomatik üretilmiş bir tablo internette yayımlandığında içerik oluyor; sorumluluk da bu çerçeveden doğuyor.

Aynı ürün, sahibinin kişisel özelliğini taşımıyorsa telif korumasından yararlanmıyor. Yani başkası benzerini üretebiliyor.

Tersi de mümkün: özgün bir metin, henüz hiçbir yerde yayımlanmamış olsa da eser niteliğini taşıyabiliyor.

Bu ayrım, içerik üreticisinin iki farklı soruyla ilgilenmesi gerektiğini gösteriyor: yayımladığım şeyden kim sorumlu ve ürettiğim şey korunuyor mu?

Sorumluluk kimde?​


İnternet mevzuatının içerik yerine üreteni tanımlaması, sorumluluğun kime ait olduğunu da belirliyor. Bilgiyi ortaya koyan, üzerinde değişiklik yapan ya da sunan taraf bu sıfatı kazanıyor.

Bu, üç ayrı eylemi aynı sorumluluk çerçevesine alıyor. Bir metni yazmak kadar, mevcut bir metni değiştirerek yayımlamak da aynı kategoriye giriyor.

Platform tarafındaki yükümlülükler ise ayrı bir başlık altında düzenleniyor; içeriği üreten ile onu barındıran aynı kişi olmak zorunda değil.

Üretici açısından pratik sonuç şu: yayımlanan her şeyin arkasında tanımlı bir taraf var ve bu taraf, ürettiği bilginin kaynağını gösterebilecek durumda olmalı.

Fikir ile ifade arasındaki sınır​


Telif rejiminin en sık karıştırılan tarafı burası. Kanun korumayı ifadeye bağlıyor; bir ürünün arkasındaki düşünce ve ilkeler koruma dışında kalıyor.

Bunun pratik karşılığı: aynı konuyu anlatan iki metin yan yana var olabiliyor. Korunan, konunun kendisi değil, o konunun ifade edilmiş hâli.

Aynı mantık derleme ürünler için de geçerli. Kanun, özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, içeriği seçme ve düzenlemelerden oluşan derleme eserleri ayrı bir kategori olarak tanıyor.

Üretici tarafında ne değişiyor?​


İçerik üretimi hizmet olarak satılıyorsa, teslim edilen şeyin hangi kategoriye girdiği sözleşmenin konusu hâline geliyor.

Eser niteliği taşıyan bir ürün söz konusuysa, hakların devri ayrıca düzenlenmeli; yalnız dosyanın teslim edilmesi hakların geçtiği anlamına gelmiyor.

Eser sayılmayan ürünlerde ise koruma sözleşmeye dayanıyor. Bu durumda ne teslim edildiğinin ve ne için kullanılabileceğinin yazılı olması önem kazanıyor.

Hakların nasıl ortaya çıktığını telif hakkı yazımızda ele almıştık; hangi ürünlerin bu kapsama girdiğini telif örnekleri yazımızda örneklerle vermiştik. Platform tarafındaki yükümlülükleri ise sosyal medya yazımızda anlatmıştık.

Sık Sorulan Sorular​


İçerik ne demek?
İnternet mevzuatında, kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veri; üreteni içerik sağlayıcı sayılıyor.

Her içerik eser mi?
Hayır. Eser sayılmak için sahibinin kişisel özelliğini taşıması ve kanunda sayılan türlerden birine girmesi gerekiyor.

Biçim fark ediyor mu?
İnternet mevzuatı biçim ayrımı yapmıyor; telif tarafında ise tür listesi belirleyici.

Fikir korunuyor mu?
Hayır. Koruma ifadeye bağlı; arkasındaki düşünce ve ilkeler kapsam dışı.

Derlemeler ne oluyor?
Kanun, seçme ve düzenlemelerden oluşan derleme eserleri ayrı bir kategori olarak tanıyor.

Özetle​


İçerik kelimesinin iki hukuki karşılığı var. İnternet mevzuatı açısından kullanıcılara sunulan her türlü bilgi ve veri içerik sayılıyor; sorumluluk buradan doğuyor. Telif rejiminde ise ölçüt özgünlük: sahibinin kişisel özelliğini taşıyan ve kanunda sayılan türlere giren ürünler eser oluyor. İkisi çakışabiliyor ama aynı şey değil.

Ürettiğiniz içeriklerin hangisi eser niteliği taşıyor, ayırt edebiliyor musunuz?

Güncelleme: 3 Eylül 2026. 5651 ve 5846 sayılı Kanun metinleri kontrol edildi.



Dijital Dünyanıza Yön Veren Pusula
 

Ekli dosyalar

  • banner_13.jpg
    banner_13.jpg
    6.1 KB · Görüntüleme: 3
Geri
Üst