- Katılım
- 21 May 2023
- Mesajlar
- 715
- Tepki
- 17
- Puan
- 18
Donanım denince akla kasa, ekran ve klavye geliyor. Standart tanım ise daha geniş: bir bilgi sisteminin maddi fiziksel bileşenlerinin tamamı. Bu tanım, ağ cihazından ofis makinesine kadar uzanıyor.
Aşağıda donanımın standart tanımını, veri saklayan bileşenlerin nasıl sınıflandırıldığını, elden çıkarma sırasında neden ayrı bir sorun doğduğunu ve dikkatin neye çevrilmesi gerektiğini iki kaynağa bakarak topluyoruz.
Tanımın sınırı
IETF'in güvenlik terimleri sözlüğü donanımı kısa tutuyor: bir bilgi sisteminin maddi fiziksel bileşenleri.
Kısa tanımın kapsamı geniş. Sistemin çalışması için gereken her fiziksel parça bu tanıma giriyor; işlem yapan bileşenler kadar veriyi saklayan ve taşıyan parçalar da dahil.
Sözlük komşu kavramı da tanımlıyor: donanımda, tipik olarak salt okunur bellekte saklanan ve programların çalışması sırasında değiştirilemeyen programlar ve veri, ürün yazılımı olarak anılıyor.
Bu ikili, donanımın "sadece metal" olmadığını gösteriyor: fiziksel parçanın içinde kalıcı program da bulunabiliyor.
- Donanım: Sistemin maddi fiziksel bileşenleri.
- İçinde: Kalıcı program ve veri de bulunabiliyor.
- Kapsam: İşlem yapan ve veri saklayan parçaların tümü.
Hangi bileşenler veri tutuyor?
NIST SP 800-88, ortam temizleme kılavuzu, yaygın kullanımdaki iki ana ortam türünü ayırıyor.
Birincisi basılı ortam: bilginin fiziksel temsilleri, çoğunlukla kâğıt çıktılarla ilişkilendiriliyor. Kılavuz yazıcı ve faks şeritlerini, tamburları ve silindirleri de bu gruba dahil ediyor.
İkincisi elektronik ortam. Kılavuzun tanımıyla, bit ve bayt içeren cihazlar: sabit diskler, rastgele erişimli bellek, salt okunur bellek, diskler, flash bellek, bellek cihazları, telefonlar, mobil bilgi işlem cihazları, ağ cihazları ve ofis ekipmanları.
Listenin uzunluğu asıl mesajı veriyor: veri, "bilgisayar" saydığımız cihazların dışında da duruyor.
Püf nokta' Alıntı:Ağ cihazı ve ofis makinesi de veri saklıyor; elden çıkarma listesi genelde yalnız bilgisayarları kapsadığı için risk buradan doğuyor.
Asıl mesele parça değil, kayıt
Kılavuz odak noktasını açıkça değiştiriyor: bilgi imhası ve ortam temizleme konusundaki güvenlik kaygısı ortamda değil, kaydedilmiş bilgide bulunuyor.
Bunun sonucu da yazılı: sorun, ortama kasten ya da farkında olmadan yerleştirilen bilgiden kaynaklanıyor. Kılavuza göre bir sistemde kullanılan elektronik ortamın, sistemin güvenlik sınıflandırmasına denk bilgi içerdiği varsayılmalı.
Gelecek için de bir yönlendirme var: kuruluşlar bu kılavuzda özel olarak ele alınmayan ortam türlerini kullanacak; bu yüzden karar verirken ortamın kendisine değil, ortama kaydedilmiş olabilecek bilgiye odaklanılmalı.
Donanım nereden çıkıp gidiyor?
Kılavuz kurumsal denetimin nasıl kaybedildiğini de sıralıyor: ortam, kâğıt biçiminde geri dönüşüm kutuları üzerinden, ekipman onarımı için satıcılara giderken ve donanım ya da yazılım arızalarına karşılık başka sistemlere sıcak takılırken kurum denetiminin içine ve dışına akıyor.
Riskin nasıl gerçekleştiği de anlatılıyor: uygunsuz biçimde imha edilen basılı ortamın çöpten toplanması, uygun temizlenmemiş elektronik ortamın ele geçirilmesi ya da bilginin gizliliğiyle orantısız biçimde temizlenmiş ortamın laboratuvar yöntemleriyle yeniden oluşturulması.
Kılavuzun önerdiği azaltma yolu üç sorudan oluşuyor: bilginin nerede olduğunu, ne olduğunu ve nasıl korunacağını doğru anlamak.
Envanter neden ilk adım?
Kılavuzun üç sorusundan ilki bilginin nerede olduğunu bilmeyi gerektiriyor. Bu da donanım envanterini teknik bir liste olmaktan çıkarıp bir bilgi haritasına dönüştürüyor.
Pratikte envanterde çoğu zaman sunucular ve dizüstü bilgisayarlar bulunuyor; yazıcılar, çok işlevli ofis makineleri, ağ anahtarları ve eski telefonlar listeye girmiyor. Oysa kılavuz bunları da veri saklayan ortamlar arasında sayıyor.
İkinci soru bilginin ne olduğu. Aynı fiziksel cihazda hem kamuya açık hem gizli bilgi bulunabiliyor; sınıflandırma yapılmadan koruma düzeyi belirlenemiyor.
Üçüncü soru koruma yöntemi. Kılavuzun temizleme kararını bilgiye bağlaması, aynı tür cihazın farklı bağlamlarda farklı işlem gerektirebileceği anlamına geliyor.
Yazılım ve ürün yazılımıyla ilişkisi
Üç kavram birlikte çalışıyor. Fiziksel parça donanım; onun içinde kalıcı olarak duran program ürün yazılımı; çalışırken yüklenen ve değiştirilebilen katman ise yazılım.
Bir cihazın yenilenmesi genellikle üçünü birden ilgilendiriyor: parça değişiyor, ürün yazılımı güncelleniyor, uygulamalar yeniden kuruluyor.
Sanallaştırma bu ayrımı bir kat daha karmaşık hâle getiriyor; fiziksel makinenin nasıl bölündüğünü donanım sanallaştırma yazımızda ele almıştık.
Kalıcı bir kopyanın nasıl tutulacağını veritabanı yedekleme yazımızda, sunucu tarafındaki fiziksel-sanal ayrımını ise VPS yazımızda anlatmıştık.
Sık Sorulan Sorular
Donanım nedir?
Bir bilgi sisteminin maddi fiziksel bileşenleri.
Hangi cihazlar veri saklıyor?
Sabit disk ve bellek dışında telefonlar, mobil cihazlar, ağ cihazları ve ofis ekipmanları da sayılıyor.
Ürün yazılımı donanım mı?
Donanımda saklanan, çalışma sırasında değiştirilemeyen program ve veri olarak ayrı tanımlanıyor.
Elden çıkarırken neye bakılır?
Kılavuz ortamın türüne değil, ortama kaydedilmiş olabilecek bilgiye odaklanılmasını söylüyor.
Risk nereden doğuyor?
Onarıma giden, geri dönüşüme atılan veya başka sisteme takılan ortamların denetim dışına çıkmasından.
Özetle
Donanım, bilgi sisteminin fiziksel bileşenlerinin tamamı; içinde kalıcı program da barındırabiliyor. Veri saklayan bileşenler yalnız disk ve bellekle sınırlı değil, ağ cihazı ve ofis ekipmanı da bu listede. Elden çıkarma kararında ölçüt parçanın kendisi değil, üzerine kaydedilmiş olabilecek bilgi.
Kurumunuzda hurdaya çıkan yazıcı ve ağ cihazlarının belleği ne oluyor?
Güncelleme: 3 Eylül 2026. RFC 4949 ve NIST SP 800-88 Rev. 1 kontrol edildi.
Dijital Dünyanıza Yön Veren Pusula