- Katılım
- 21 May 2023
- Mesajlar
- 710
- Tepki
- 17
- Puan
- 18
Satış ortaklığında, pazaryerinde ya da aracılık işlerinde hep aynı kelime dolaşıyor: komisyon. Günlük kullanımda "yapılan işten alınan pay" anlamına geliyor ama kanunda karşılığı olan bir sözleşme türü ve buna bağlı hak ve borçlar var.
Bu yazı komisyonun kanundaki karşılığını, komisyoncunun kimin adına hareket ettiğini, ücrete ne zaman hak kazanıldığını ve hangi durumda bu hakkın kaybedildiğini Türk Borçlar Kanunu'nun metnine bakarak topluyor.
Kanundaki tanım
Türk Borçlar Kanunu, alım veya satım komisyonculuğunu şöyle tanımlıyor: komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşme.
Tanımın en ayırt edici kısmı ortada duruyor: iş kendi adına ama başkasının hesabına yapılıyor. Yani komisyoncu sözleşmenin görünen tarafı olurken, işin ekonomik sonucu vekâlet verene ait oluyor.
- Kendi adına: Karşı tarafla sözleşmeyi komisyoncu yapar.
- Başkasının hesabına: Kâr ve zarar vekâlet verene aittir.
- Ücret karşılığında: Bu iş bir bedel karşılığında üstlenilir.
Kanun bir de tamamlayıcı kural koyuyor: bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanıyor.
Ücrete ne zaman hak kazanılıyor?
Metin bu soruyu ayrı bir maddede yanıtlıyor. Komisyoncu, ücretinin ödenmesini kendisine verilen işi yapınca isteyebiliyor.
Aynı madde ikinci bir durumu daha düzenliyor: işin yapılmaması vekâlet verene yükletilebilen bir sebepten kaynaklanıyorsa, komisyoncu yine ücretini isteyebiliyor.
Başka sebeplerle iş yapılamamışsa tablo değişiyor: bu durumda komisyoncu ancak emeğinin yerel âdete göre belirlenecek karşılığını isteyebiliyor.
Püf nokta' Alıntı:İşin neden tamamlanmadığı, ücretin tamamı ile emek karşılığı arasındaki farkı belirliyor.
Ücret hakkı ne zaman kaybediliyor?
Kanun burada net bir yaptırım getiriyor. Komisyoncu, vekâlet verene karşı dürüstlük kurallarına aykırı davranırsa ücret alma hakkını kaybediyor.
Madde bir örnek de veriyor: özellikle satın aldığından fazla ya da sattığından eksik bir bedel bildirmek bu kapsamda sayılıyor.
Yaptırım bununla da sınırlı değil. Bedelin gerçekleşenden farklı gösterilmesi durumunda vekâlet veren, komisyoncuyu gerçekleşen bedel üzerinden satılanın alıcısı veya satıcısı sayma hakkına sahip oluyor.
Bilgilendirme borcu
Metin komisyoncuya bir bildirim yükümlülüğü de getiriyor: yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmek zorunda.
Sigorta konusunda ise varsayılan tersine kurulmuş: vekâlet verenin talimatı olmadıkça komisyoncu, sözleşmenin konusunu oluşturan şeyleri sigorta ettirmekle yükümlü değil.
Malın korunması kimin işi?
Kanun komisyoncuya bir özen borcu da yüklüyor. Satılmak üzere gönderilen eşya açıkça ayıplıysa komisyoncu, vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumu hemen bildirmekle yükümlü.
Metin sonucunu da yazıyor: aksi hâlde komisyoncu her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu oluyor.
Bozulabilir mallar için ayrı bir kural var: eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikteyse komisyoncu, vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla malı satmakla yükümlü.
Komisyoncunun güvencesi
Kanun yalnız yükümlülük getirmiyor, komisyoncuya bir güvence de tanıyor: sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı bulunuyor.
Bir de tıkanma hâli düzenlenmiş. Verilen mal satılamaz ya da satış emrinden cayılırsa ve vekâlet veren malı geri almakta veya o malla ilgili başka işlem yapmakta aşırı ölçüde gecikirse, komisyoncu malın bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak malı açık artırmayla sattırabiliyor.
Bu iki hüküm birlikte okunduğunda tablo netleşiyor: ilişki tek taraflı bir aracılık değil, iki tarafa da borç ve hak yükleyen bir sözleşme.
Dijital tarafa nasıl bakmalı?
Satış ortaklığında ödenen pay, çoğu zaman bu klasik komisyon tanımıyla birebir örtüşmüyor; taraflar arasındaki ilişki sözleşmeyle kuruluyor. Bu ilişkinin nasıl işlediğini satış ortaklığı yazımızda ele almıştık.
Ödemenin hangi işleme bağlandığı da ayrı bir konu: atıf penceresinin kazancı nasıl etkilediğini atıf penceresi yazımızda, bağlantıların nasıl beyan edilmesi gerektiğini ise reklam beyanı yazımızda anlatmıştık.
Sık Sorulan Sorular
Komisyon ne demek?
Kanundaki karşılığıyla, komisyoncunun ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına alım veya satım üstlendiği sözleşme ilişkisi.
Komisyoncu kimin adına hareket ediyor?
Kendi adına; ancak işin hesabı vekâlet verene ait.
Ücret ne zaman istenebilir?
İş yapılınca; ayrıca işin yapılmaması vekâlet verene yükletilebilen bir sebepten kaynaklanıyorsa.
İş yapılamazsa ne oluyor?
Başka sebeplerle yapılamamışsa yalnız emeğin yerel âdete göre belirlenecek karşılığı istenebiliyor.
Ücret hakkı kaybedilir mi?
Evet; dürüstlük kurallarına aykırı davranışta, örneğin bedeli farklı bildirmede ücret hakkı düşüyor.
Özetle
Komisyon, kanunda kendi adına ama başkasının hesabına iş görmeye dayanan bir sözleşme türü ve komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanıyor. Ücret, iş yapılınca ya da yapılmama sebebi vekâlet verene yükletilebiliyorsa isteniyor; başka hâllerde yalnız emeğin karşılığı gündeme geliyor. Bedeli farklı bildirmek gibi dürüstlüğe aykırı davranışlar ise ücret hakkını düşürüyor.
Satış ortaklığı sözleşmenizde ödemenin hangi işlemle hak edildiği açıkça yazılı mı?
Güncelleme: 2 Eylül 2026. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 532, 533, 539 ve 540. maddeleri kontrol edildi.
Dijital Dünyanıza Yön Veren Pusula